SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İran

BRS Haber - İran haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İran haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bir zam daha geliyor! Haber

Bir zam daha geliyor!

ABD, İsrail ve İran arasında tırmanan gerilim enerji piyasalarını sarsarken, küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş Türkiye'de akaryakıt fiyatlarına zam olarak yansıyor. Sektör kaynaklarına göre, motorine yüksek oranlı bir artış bekleniyor. PETROL KRİZİ GİDEREK BÜYÜYOR Hürmüz Boğazı'nda yaşanan kriz ve bölgedeki çatışmalar, dünya petrol arzının önemli bir bölümünü etkiledi. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun geçtiği boğazdaki aksama, arz zincirini sekteye uğratırken fiyatları yukarı çekti. Petrol işleme tesislerine yönelik saldırılar da bu yükselişi hızlandırdı. Petrol fiyatlarındaki artış yalnızca akaryakıtı değil, gıdadan plastiğe kadar birçok ürünü etkileyen geniş bir maliyet baskısı oluşturdu. Bu durum, küresel enflasyon üzerinde de yeni bir risk unsuru olarak öne çıktı. MOTORİNE TARİHİ ZAM Akaryakıt ürünlerinden motorine 5,73 lira zam yapılması bekleniyor. Zam henüz kesinleşmese de, Cuma gününden itibaren pompa fiyatlarına yansıması öngörülüyor. Beklenen artışın ardından motorinin litre fiyatının İstanbul'da 71,64 liraya, Ankara'da 72,76 liraya, İzmir'de 73,04 liraya ve Doğu illerinde 74,44 liraya kadar yükselmesi bekleniyor. EŞEL MOBİL SİSTEMİ DEVRE DIŞI KALDI Akaryakıt fiyatlarındaki artışları sınırlamak amacıyla uygulanan eşel mobil sistemi, ÖTV üzerinden yapılan indirimlerle zamları dengelemeyi hedefliyordu. Ancak motorinde vergi marjının sıfırlanmasıyla sistem devre dışı kaldı. Bu gelişme, bundan sonraki fiyat artışlarının doğrudan tüketiciye yansıyacağı anlamına geliyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de sistemin bütçe üzerindeki yüküne dikkat çekerek uzun vadede sürdürülebilir olmadığını ifade etti.

Savaş sürerken Hürmüz Boğazı'ndan ilk geçiş Türk gemisinden Haber

Savaş sürerken Hürmüz Boğazı'ndan ilk geçiş Türk gemisinden

Ulaştırma Ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu basın mensuplarıyla bir araya geldiği iftar programında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ABD'de ve İsrail'in İran'a saldırıları ve İran'ın karşılık vermesi sonucunda önce İran seferlerini azalttıklarını belirten Uraloğlu, mevcut durumda İran, Irak, Ürdün, Lübnan ve Suriye'ye uçuşların durdurulduğunu söyledi. "AZERBAYCAN'IN 2 UÇAĞI IĞDIR'A İNDİ" Uraloğlu, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Bahreyn uçuşlarının ise günlük olarak iptal edildiğini dile getirerek, "En rahat kullandığımız Riyad, Cidde, Medine ve Maskat havalimanları oldu, oraları daha aktif kullanabildik. Bu süreçte yine Nahçıvan'daki havalimanına yapılan dronlu saldırı sonucunda Azerbaycan'ın iki uçağı Iğdır'a indi. Oradan da onları sağ salimen Nahçıvan'a göndermiş olduk." ifadesini kullandı. Bakan Uraloğlu, gerek Türk vatandaşlarının gerekse diğer ülke vatandaşlarının ülkelerine dönebilmeleri için özellikle Umman'dan ek seferler koyduklarını belirterek, "Muhatabım Bakan ile görüşerek ek seferler koyduk, o devam ediyor." dedi. Doğrudan transit geçişler noktasında bazı uçuşların diğer ülkelere yönlendirildiğini ifade eden Uraloğlu, Dışişleri Bakanlığı ile koordineli olarak olağanı etkileyecek bir sonucun doğmasına müsaade etmediklerini söyledi. "İRAN'DA 2 UÇAĞIMIZ KALDI" Uraloğlu, Türkiye'nin İran'da 2 uçağının kaldığını belirterek, "Bir tanesi Türk Hava Yolları, bir tanesi de Pegasus. Esasında 12 Gün Savaşı'nda 10 civarında uçağımız kalmıştı. Şimdi bu gerginlik artınca orada da süreci yönetmeye gayret ettik. Bir uçak da Irak'ta kalmış durumda. Personelleri sağ salimen getirildi, herhangi bir problem yok. İlk fırsatta uçakları da oralardan alacağız." diye konuştu. Bakan Uraloğlu, uçuş iptalleri noktasında hava yolu şirketlerinin farklı öngörüleri olduğunu dile getirerek, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ve Dışişleri Bakanlığı ile bu süreçleri organize ettiklerini, kara yolu trafiğini İran yerine Gürcistan, Azerbaycan ve Kazakistan güzergahına yönlendirdiklerini ve ilgili ülkelerle de bunu koordine ettiklerini söyledi. "HÜRMÜZ BOĞAZI'NDAN TÜRK SAHİPLİ İLK GEMİ GEÇTİ" Hürmüz Boğazı'nın sıkıntılı bir süreç yaşadığına işaret eden Uraloğlu, şöyle konuştu: "Orada en üst seviyede güvenlik seviyesi ilan ettik. Türk bayraklı geminin olmadığını söyleyebilirim. Türk sahipli gemilerle Ana Arama Kurtarma Merkezimiz ile sürekli irtibat halindeyiz. Hürmüz Boğazı'nın dünya ticaretindeki, enerjideki, temin noktasındaki önemini biliyorsunuz. Gemilerin sayısına bakarsak 14 Türk sahipli gemi hala orada ama topladığımızda çeşitli sınıflarda 800 gemi halihazırda Hürmüz Boğazı'nda. 6 tane de kruvaziyer gemisi yolcularıyla beraber orada bekleme konumunda. Hürmüz Boğazı'nda 15 gemimiz vardı, bir tanesini İran makamlarından İran limanını kullandığı için müsaade alıp geçirdik. İran tarafıyla temas halinde olmaya çalışıyoruz. 14 gemimiz bekliyor, herhangi bir problemleri şu anda yok." HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA NELER YAŞANIYOR? İran-ABD/İsrail geriliminin tırmandığı savaş sürecinde Hürmüz Boğazı çevresinde birkaç kritik gelişme yaşandı. Boğaz tamamen kapanmadı ancak bölgede askeri hareketlilik ve tehditler arttı. İRAN'DAN HÜRMÜZ BOĞAZI TEHDİDİ İranlı askeri yetkililer, ABD ve İsrail saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı'nın kapatılabileceği yönünde açıklamalar yaptı. İran, kendisine yönelik saldırıların sürmesi halinde enerji sevkiyatını hedef alabileceğini ima etti. ABD DONANMASI BÖLGEDE GÜÇ ARTIRDI Gerilimin artması üzerine ABD, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı çevresine ek savaş gemileri ve savaş uçakları gönderdi. Amaç, petrol tankerlerinin geçiş güvenliğini sağlamak ve olası bir İran müdahalesini engellemek olarak açıklandı. TANKER VE TİCARET GEMİLERİ ALARM DURUMUNA GEÇTİ Savaşın ilk günlerinde birçok petrol şirketi ve tanker operatörü boğazdan geçişleri yavaşlattı veya rotalarını değiştirdi. Bazı ticari gemiler güvenlik gerekçesiyle bölgede beklemeyi tercih etti. FÜZE VE İHA GERİLİMİ Bölgedeki askeri kaynaklar, İran'ın kıyı bölgelerinde füze ve İHA sistemlerini yüksek alarm seviyesine geçirdiğini bildirdi. Bu durum tanker trafiği ve uluslararası ticaret için risk oluşturdu. BOĞAZ TAMAMEN KAPANMADI Tüm gerilime rağmen Hürmüz Boğazı tamamen kapatılmadı ve tanker trafiği devam etti. Ancak enerji piyasaları gelişmeleri yakından takip etti ve petrol fiyatlarında dalgalanmalar yaşandı.

Trump'tan yeni tehdit: 1 saatte yok ederiz, 25 yılda yapamazlar Haber

Trump'tan yeni tehdit: 1 saatte yok ederiz, 25 yılda yapamazlar

ABD- İsrail ve İran arasındaki savaş 13. gününde tüm şiddetiyle devam ederken, tarafların art arda açıklamaları bölgedeki tansiyonu iyiden iyiye tırmandırıyor. ABD Başkanı Donald Trump, Kentucky'deki temaslarının ardından Washington'a dönüş yaparken, Maryland'daki Joint Base Andrews havalimanında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "1 SAAT İÇİNDE İMHA EDEBİLİRİZ" Trump, "Ne zaman duracağız? Bunun yeniden büyümesine izin vermek istemiyoruz. İdeal olarak, orada ne yaptığını bilen birini görmek isteriz. Başka bir deyişle, ülke inşa edebilecek birini. Bir şey daha var. Tahran'ın bazı bölgelerini ve başka yerleri vurabiliriz. Eğer bunu yaparsak, ülkelerini yeniden inşa etmeleri neredeyse imkansız hale gelir. Fakat bunu yapmak istemiyoruz. Ama elektrik altyapılarını vurabiliriz. İran'ın elektrik kapasitesini bir saat içinde imha edebiliriz ve bunu yeniden inşa etmeleri 25 yıl sürer. Bu yüzden, ideal olarak bunu yapmayacağız" dedi. "GÖZ HAPSİNDE TUTUYORUZ" İran ile savaşa ilişkin açıklamalarında Trump, "Savaş, şimdiye kadar görülmüş en iyi şekilde yürütülüyor. Bunu başka ülkeler de söylüyor. Büyük ülkeler, güçlü ülkeler, daha önce buna benzer bir şeye hiç şahit olmadıklarını söyledi. Yaptığım şeye de katılıyorlar. Bunun kötü, şeytani bir ülke olduğunu söylüyorlar" dedi. Kendisine ABD içinde kaç İran bağlantılı hücre olabileceği konusunda bir brifing verilip verilmediği yönündeki bir soruya Trump, "Verildi. Biden'ın açık sınır politikası yüzünden çok sayıda kişi içeri girdi. Ama çoğunun nerede olduğunu biliyoruz. Sanıyorum, hepsini göz hapsinde tutuyoruz" şeklinde cevap verdi. Stratejik petrol rezervlerinin ne zaman devreye alınacağı ile ilgili bir soru alan Trump, "Bunu çok hızlı yapacağız. Sonra da yeniden dolduracağız. Rezervlerimizi yeniden dolduracağız" dedi. "İRAN'IN ÜZERİNDE SERBEST BİR ŞEKİLDE DOLAŞIYORUZ" İran'a ilişkin açıklamasında Trump, "Artık neredeyse yolun sonuna geldiler. Fakat bu, hemen bitireceğimiz anlamına gelmiyor. Yine de öyleler. Donanmaları yok, hava kuvvetleri yok, uçaksavarları yok, hiçbir kontrol sistemleri yok. Biz de İran'ın üzerinde tamamen serbest bir şekilde dolaşıyoruz" dedi. Boğazdaki durumun iyi olduğunu savunan Trump, "Bütün gemilerini yok ettik. Biraz füzeleri var ama çok fazla değil. Bence çok iyi durumdayız. Asıl mesele bunu kazanmamız. Hızlı kazanmamız ama kazanmamız" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan hodri meydan: Macera arayan olursa... Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan hodri meydan: Macera arayan olursa...

Bölgemizdeki çatışma ortamına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan "Türkiye'ye el uzatanın eli, dil uzatanın dili yanar. Hiçbir ülkenin egemenliğinde, topraklarında gözümüz yok ama topraklarımıza göz diken, egemenliğimize kasteden ve macera arayan olursa evelallah ona da hodri meydan demekten çekinmeyiz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin topraklarına göz diken, egemenliğine kast eden veya macera arayan olursa 'hodri meydan' demekten çekinmeyeceğini belirtti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran'a yönelik saldırılarda 175 kız öğrencinin katledildiğini ve hayatını kaybedenlerin sayısının 2000'e ulaştığını ifade etti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin İran, Lübnan ve bölgedeki tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü savunduğunu açıkladı. Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD, İsrail ve İran arasında devam eden savaşa ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. "HODRİ MEYDAN DEMEKTEN ÇEKİNMEYİZ" "Tekrar söylüyorum. Biz macera peşinde değiliz. Gerilim peşinde asla değiliz. Biz bölgemizin her karışında ve köşesinde sulhü sükunun hakim olmasından yanayız" diyen Erdoğan, "Biz savaşlardan bitap düşmüş, bıkmış, yorulmuş Orta Doğu'nun bir an önce hasretini çektiği kalıcı barışa ve istikrara kavuşmasından yanayız. Suriye'nin, geçmişte Irak'ın toprak bütünlüğünü savunduğumuz gibi, bugün de İran'ın, Lübnan'ın, bölgedeki tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Bakın, bizim gerek ülkemiz içinde, gerek bölgemizde adaletten, huzurdan, barıştan başka hiçbir gayemiz yok. Kim olursa olsun, hiçbir ülkenin egemenliğinde, topraklarında gözümüz yok. Ama topraklarımıza göz diken, egemenliğimize kast eden ve dahi macera arayan olursa hodri meydan demekten çekinmeyiz" ifadelerini kullandı. Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları; "Sizlerin ve kıymetli misafirlerimizin şahsında 81 vilayetimizin her karışında her şey Türkiye için şiarıyla gece gündüz demeden fedakarca çalışan teşkilatımızın tüm mensuplarını 11 milyon 550 bin üyemizin her birini saygıyla selamlıyor, Cenabı Allah kardeşliğimizi daim eylesin diyorum. Değerli milletvekili arkadaşlarım yarın milletimizin ortak değerlerinin, ortak geçmiş ve gelecek tasavvurunun en veciz nişanesi olan milli mutabakat metnimiz olarak gördüğümüz İstiklal Marşı'mızın kabulünün 105. yıl dönümünü kutlayacağız. İstiklal Marşı'nın vatanımızın umumi manzarası açısından nasıl bir ahvalde yazıldığını devrin marif vekili Hamdullah Suphi Bey bakınız nasıl anlatıyor; 'O günlerde cepheler arka arkaya çökmekteydi. Eskişehir'in sükutu hatta Ankara'nın istilası dahi gün meselesiydi. Hükümetin Sivas'a kadar çekilmek hesabı vardı. Ordu her an Sakarya gerisine çekilmek üzereydi. Askerlerimizin maneviyatı son derecede sarsılmıştı.' Vatan topraklarını hızla kara bulutların kapladığı bir dönemde merhum Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan İstiklal Marşımız 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Tekrar tekrar okunmuş, ayakta dinlendikten sonra alkışlar ve gözyaşları eşliğinde genel kurulun ekseriyeti azimesiyle milli marşımız olarak kabul edilmişti. Bu topraklarda ezelden ebeden hür yaşamış milletimizi esir etmeyi amaçlayan emperyalist kuşatmaya karşı verilen milli mücadele kahraman ordumuza hitap edilen İstiklal Marşımızın kabulüyle kelimelerden mürekkep bir sancağa kavuşmuştur. "TÜRK'ÜN HÜRRİYETİNE DOKUNULAMAZ" İstiklal Harbimizin başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Meclis Başkanı sıfatıyla göz yaşlarının sel olup aktığı o tarihi günlerde bu hakikati şöyle dile getirmiştir; Bu marş bizim inkılabımızın ruhunu anlatır. İstiklal Marşı'nda davamızı anlatması bakımından büyük manası olan mısralar vardır. En beğendiğim yeri şu mısralardır; "Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal. Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır. Bu demektir ki, efendiler, Türk'ün hürriyetine dokunulamaz. Millet olarak hiçbir zaman korkmadık. Korkmuyoruz ve korkmayacağız. Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında nasıl bin yıldır alnımız ak, başımız dik bir şekilde hür yaşadıysak inşallah kıyamete kadar yine hür yaşayacağız.Ben de bugün Cenabı Allah bu ülkeye ve bu aziz millete bir kere daha İstiklal Marşı yazmayı gerektirecek şartlar gözlemlesin diyorum. "CEDDİMİZE SIRTIMIZI ASLA DÖNMEYİZ" Değerli kardeşlerim burada özellikle önceki hafta yaşanan süfli ve seviyesiz tartışmalar babında yayınladıkları rezil bildirilerle devletimizin kurucu kodlarına ve milletin inanç değerlerine düşmanlık edenlerin İstiklal Marşımızı bir kez daha okumalarını anlayana kadar tekrar tekrar okumalarını kendilerine tavsiye ediyorum. Evet, milli mücadeleyi zafere ulaştıran, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini atan, Türk milletinin mayasını çalan asli değerler işte bunlardır. Ezan'dır, Kur'an'dır, şehadettir, bayraktır, hürriyettir ve her gönülde yaşayan İlahi Kelimetullah davasıdır. Asya'dan Afrika'ya Kafkaslardan Balkanlara kadar Türkiye denilince, Türk milleti denilince akla ilk neyin geldiği belli değil midir? Allah aşkına bu değişmez gerçeklere gözlerini kapamak bu hakikatlere sırt çevirmek mümkün mü? Sırf birilerinin işine gelmiyor diye aslımızı, neslimizi, ruh kökümüzü inkar mı edelim? Nesli tükenmekte olan üç beş kart yobaz rahatsız oluyor diye bizi biz yapan kurucu değerlerimizi yok mu sayalım? Beyefendiler istemiyor diye Allah Allah nidalarıyla üç kıta yedi iklimde at koşturan kahraman ecdadımızı red mi edelim? Kimse kusura bakmasın. Biz bunu yapmayız, yapamayız. Biz aslımıza da, ceddimize de sırtımızı asla dönmeyiz. Kim ne derse desin. Kim hangi bildiri yayınlarsa yayınlasın. Bizi biz yapan hasretlere sıkı sıkıya sarılacağız. Hiçbir dahili ve harici bedbahın hiçbir gücün bu hasletlere zarar vermesine inancımızı ve irademizi kırmasına bu milleti sahte ve sanal korkularla esir almasına müsaade etmeyeceğiz. 86 milyon hep birlikte birbirimizin hukukuna ve Türkiye Cumhuriyeti'nin hukukuna, canımız pahasına sahip çıkacağız. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak, AK Parti Genel Başkanı olarak, hepsinden öte bu aziz ve asil milletin bir evladı olarak, İstiklal Marşımıza da İstiklalimize de son nefesimize kadar sahip çıkacağımızı bunları korumak için gerektiğinde göğsümüzü siper edeceğimizi bugün bir kez daha ilan ediyorum. Bu vesileyle istiklalimizin olduğu kadar istikbalimizin de tapu senede olan İstiklal Marşı gibi nadide bir hediyeyi bizlere armağan eden büyük mütefekkir, münevver ve dava adamı Mehmet Akif Ersoy'u rahmetle iade ediyorum. "DOST VE KARDEŞLERİNE SIRTINI DÖNEN BİR ÜLKE DEĞİLİZ" Çok değerli yol ve dava arkadaşlarım bölgemizde uzun bir süredir krizlerin ve çatışmaların ardı arkası kesilmiyor. Kuzeyimizden güneyimize mevcut çatışmalar sona ermeden maalesef bunlara her gün bir yenisi ekleniyor. İşte en son İsrail'in tahrikleriyle komşumuz İran'a karşı başlatılan savaş hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu. Sorunların masada çözülme imkan ve ihtimali varken yanlış hesaplar yanlış değerlendirmeler ve elbette gözünü kan bürümüş bir şebekenin kışkırtmaları neticesinde bölgemiz yeniden kan ve barut kokusuyla kaplandı. Saldırının başladığı ilk gün bir ilkokulda maalesef 175 kız öğrenci katledildi. İran'da hayatını kaybedenlerin sayısı 2000'e ulaştı. Bu arada dini lider Ali Hamaney başta olmak üzere üst düzey İranlılar suikast yoluyla öldürüldü. Komşumuz İran'ın altyapısına ağır zayiat verdirildi. Ekonomik ambargo ve ağır yaşam koşulları altındaki İran halkı şimdi de her gün devam eden bombardımanla hayatta kalma mücadelesi veriyor. Kadın, çocuk, yaşlı, sivil ayrımı yapmadan topyekun bir halka gelişmelerde hiçbir sorumluluğu yokken ağır bedeller ödetildiğini üzülerek görüyoruz. Petrol üretim tesislerinin su ve enerji altyapısının ulaştırma altyapısının vurulduğuna insanların cezalandırıldığına şahit oluyoruz. Öte yandan İran'a yönelik saldırılar, başta petrol fiyatlarının artması olmak üzere küresel ekonomi üzerinde de ciddi baskı kuruyor. Şimdiden sadece savaşın bizzat içindeki ülkeler değil, bütün dünya bu çatışmaların faturasını ödemeye hazırlanıyor. Bu anlamsız. Kuralsız ve hukuksuz savaşın devam etmesi durumunda daha fazla can ve mal kaybı olacağını küresel ekonominin faturasının daha da kabaracağını hepimiz şimdiden görüyoruz. Bakınız burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Türkiye olarak çevresindeki krizlere duyarsız kalan kriz anlarında dost ve kardeşlerine sırtını dönen bir ülke değiliz. Biz bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyetiyle hareket eden nemelazımcı bir ülke hiç değiliz. Tam tersine biz, krizlerin çözümü için risk alan, sorumluluk alan, gerektiğinde elini taşın altına koyan bir devletiz, böyle bir hükümetiz. Nitekim gerilimin çatışmaya dönüşmesini engellemek, meselenin müzakere ile çözülmesini sağlamak için yıllardır çaba sarf ediyorduk. "BU SAVAŞ BÜYÜMEDEN, BÖLGEYİ ATEŞE ATMADAN DURDURULMALIDIR" Çatışmaların başladığı günden bugüne hem İran hem Amerika Birleşik Devletleri hem de ilgili bölge ülkeleriyle temaslar kurduk. Bu kapsamda 20'nin üzerinde telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Diğer arkadaşlarımız aynı şekilde muhataplarıyla sürekli temas içinde oldular. Elbette şu anda da silahların susması için umudumuzu halen kaybetmedik. Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. "DİPLOMASİYE ŞANS TANINIRSA BUNU DURDURMAK MÜMKÜN" Şayet diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak pekala mümkündür. Yeniden masaya ve müzakereye dönülmesi, yeniden diplomasinin devreye alınması için girişimlerimizi sabırla sürdürüyoruz. İçinde bulunduğumuz sürecin hassasiyetine binaen çok dikkatli konuşuyor, kelimelerimizi özenle seçiyoruz. Türkiye'yi rotasında tutmak ve etrafını saran ateşten korumak için son derece temkinli hareket ediyoruz. Aynı şekilde başta mezhep kavgası olmak üzere bölgemizde sahnelenmek istenen kanlı senaryolara karşı da gerekli tedbirleri alıyoruz. Dün Milli Savunma ve Dışişleri bakanlarımız gazi meclisimizi kapalı oturumda bilgilendirdi. "IRK AYRIMINI, MEZHEP AYRIMINI, DİN, DİL, KÖKEN AYRIMINI REDDEDİYORUZ" Aziz milletim, milletvekillerimiz, burada şunu da ehemmiyetine binaen özellikle ifade etmek istiyorum. Biz bölgemizin tamamında olduğu gibi kardeş İran halkına da bu Şii'dir, bu Sünni'dir, bu Türk'tür, bu Kürt'tür diye hiçbir zaman bakmadık ve bakmıyoruz. Millet olarak bizim için Türk, Kürt, Arap, Şii, Sünni değil sadece insan vardır. İster yanı başımızda, ister dünyanın öbür ucunda olsun haksızlığa uğrayan, mağdur edilen, sıkıntı çeken kim varsa biz onun yanındayız. Daha önce komşumuz Irak'ta bunu yaptık. 15 sene evvel kıtlıkla boğuşan Somali'de bunu yaptık. 13,5 yıl boyunca komşumuz Suriye'de bunu yaptık. 5. yılına giren Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta bunu yapıyoruz. Sudan'da, Lübnan'da, Yemen'de, Libya'da ve daha pek çok yerde bunu yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. Irk ayrımını, mezhep ayrımını, din, dil, köken ayrımını reddediyoruz. Daha önce de söyledim. Bugün üzerine basarak tekrar ediyorum. Bizim Sünnilik Şiilik gibi bir dinimiz yok. Bizim tek bir dinimiz var o da İslam. Bizi bütünleştiren ortak paydamız yine İslam. Mezheplerimizden kökenlerimizden önce hepimiz insanız ve Müslümanız. Hazreti Ali bizim. Hazreti Ömer de bizim. Hazreti Osman bizim. Hazreti Hasan ve Hüseyin de bizimdir. Hazreti Ayşe validemiz bizim. Hazreti Zeynep annemiz de bizimdir. Son günlerde sosyal medyada mezhepçiliğin körüklendiğine asırlık tartışmaların yeniden ısıtılmak istendiğine şahit oluyoruz. Savaşın bir cephesi olarak gördüğümüz bu tehlikeli tartışmalara karşı hem milletimizi hem de bölgedeki tüm kardeşlerimizi dikkatli olmaya çağırıyorum. Menşei bundan 13-14 asır öncesine uzanan muhataralı meselelerin bugün tekrar gündeme getirilmesi asla tesadüf değildir. İster dini ister siyasi ister tarihi olsun bugün bize faydası olmayan aksine nefreti körüklemesi fitneyi büyütmesi sebebiyle kardeşlik hukukumuza zarar veren tartışmalardan uzak durulmalıdır. Şunu lütfen unutmayalım. Şiiler Sünniler olarak Araplar Türkler Kürtler ve Farslar olarak bütün farklılıklarımıza rağmen yüzlerce yıldır bir arada yaşıyoruz. İnşallah bu çatışma ve savaşlar bittikten sonra da yine bir arada barış içinde yaşamaya aynı coğrafyayı ve aynı kaderi paylaşmaya devam edeceğiz. Bölge halkları olarak zaten mağdur olduğumuz bir çatışmanın daha büyük yaralar açmasına müsaade etmemeliyiz. Siyonist katliam şebekesinin elin taşıyla elin kuşunu vurma oyununa kesinlikle gelmemeliyiz. "BİZ BU OYUNA DÜŞMEYİZ" Değerli milletvekillerimiz İran'a saldırılar devam ederken aralarında kimi eski İsrailli yöneticiler ile ücreti mukabilinde tetikçilik yapan kiralık kalemlerin de olduğu belli çevreler ülkemizle ilgili çeşitli iddialarda bulunmuşlardır. Akıllarınca liste yapan bu aklı evvellere şunu açık açık söylemek isterim. Düğmeye basılmışçasına eş zamanlı olarak uluslararası medyaya servis edilenlerin amacını ve hedefini biz çok iyi biliyoruz. Türkiye düşmanı lobiler tarafından sistemli şekilde yürütülen kampanyaların ardındaki asıl niyetinde gayet farkındayız. Allah'ın izniyle biz bu oyuna kesinlikle düşmeyeceğiz. Sağduyuyu ve soğukkanlılığı elden bırakmayacağız. Türkiye ülkelerden bir ülke değildir. Bu millet sıradan bir millet değildir. Türkiye'nin ve Türk milletinin karakterini tanımak isteyenler Kıbrıs'a baksın, İstiklal Harbi'mize baksın, Çanakkale zaferimize baksın. En son15 Temmuz'da sadece içimizdeki hainleri değil, onların ipini tutanları da milletin gücüyle, milletin azmiyle rezil, rüsva edip bozguna uğrattık. Bu millet, namahremine uzanacak eli, geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da çelik gibi iradesi ve cesaretiyle kıracak güçtedir, azimdedir, kudret ve kuvvettedir. Üstelik bugünün Türkiye'si dünden çok farklıdır. Türkiye iç cephesini güçlendirmiştir. Türkiye Terörsüz Türkiye projesi ile gücüne güç katmıştır. Savunma sanayimizdeki atılımlarla ordumuzun caydırıcılığı daha da artmıştır. Türkiye edilgen konumdan çıkmış bölgesinde denklem kurucu oyun kurucu rol üstlenmiştir. Türkiye'ye el uzatanın eli yanar, Türkiye'ye dil uzatanın dili yanar. KALICI BARIŞ VE İSTİKRAR VURGUSU Tekrar söylüyorum. Biz macera peşinde değiliz. Gerilim peşinde asla değiliz. Biz bölgemizin her karışında ve köşesinde sulhü sükunun hakim olmasından yanayız. Biz savaşlardan bitap düşmüş, bıkmış, yorulmuş Orta Doğu'nun bir an önce hasretini çektiği kalıcı barışa ve istikrara kavuşmasından yanayız. Suriye'nin, geçmişte Irak'ın toprak bütünlüğünü savunduğumuz gibi, bugün de İran'ın, Lübnan'ın, bölgedeki tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Bakın, bizim gerek ülkemiz içinde, gerek bölgemizde adaletten, huzurdan, barıştan başka hiçbir gayemiz yok. Kim olursa olsun, hiçbir ülkenin egemenliğinde, topraklarında gözümüz yok. Ama topraklarımıza göz diken, egemenliğimize kast eden, ve dahi macera arayan olursa hodri meydan demekten çekinmeyiz. Değerli kardeşlerim bölgemizdeki çatışmalarda gördüğümüz gibi artık savaşlarda boyut ve biçim değiştirmektedir. Dijital platformlar ve yapay zeka teknolojileri sivil ve askeri olmak üzere iki yönlü kullanılmaktadır. Avrupa ülkeleri dahil dünyanın birçok yerinde dijital mecralarla ilgili soru işaretleri yükselmekte şüpheler artmakta dijitalleşmenin sağlıklı bir zeminde ilerlemesi için önlemler gündeme gelmekte ve alınmaktadır. Şurası bir gerçek ki eğitimden ulaşıma sağlıktan haberleşmeye kadar geniş bir yelpazede dijitalleşmenin sağladığı avantajlardan elbette hepimiz istifade ediyoruz. Bununla birlikte ekranda geçirilen süreler uzadıkça ders başarısından aile ilişkilerine sosyal becerilerden ruh sağlığına pek çok alanda çocuklarımız bundan olumsuz etkileniyor. Tüm dünya için endişe verici olan şu rakamları sizlerle paylaşmak isterim. Geçtiğimiz aylarda yayınlanan bir uluslararası araştırmaya göre dünya genelinde internette geçirilen günlük ortalama süre yetişkinlerde 6 saat 38 dakikayı, televizyon izleme süresi ise 3 saat 13 dakikayı bulmuş durumda. Bir başka raporda 0-2 yaş grubundaki çocukların neredeyse yarısının akıllı telefonlarda bir şekilde temas halinde olduğu 2000 ve sonraki yıllarda doğan çocukların ekran sürelerinin ise 9 saate kadar çıkabildiği ifade ediliyor. "YASALAŞACAĞINA İNANIYORUM" Türkiye'deki tablo ise üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir başka gerçekliği gözler önüne seriyor. Ülkemizde 4 saat 4 dakikası cep telefonlarından olmak üzere internette geçirilen günlük ortalama süre 7 saat 13 dakika sosyal medyada harcanan haftalık süre ise 25 saat 4 dakikadır. Dijital teknolojilerin çocuklarımızı nasıl etkilediğini, TÜİK'in istatistiklerine baktığımızda çok net görebiliyoruz. TÜİK'in araştırmasına katılan 6-15 yaş grubundaki çocukların %66,1'i aktif olarak sosyal medya kullanıyor. Çocukların yüzde 32,6'sı her yarım saatte bir cep telefonunu kontrol ediyor. Yüzde 74 ise en az bir dijital oyun oynuyor. Bu evlatlarımıza ekran başında geçirdikleri sürenin kendileri için hangi durumlara yol açtığı sorulduğunda yüzde 34,4'ü daha az kitap okuduğunu %33,3'ü daha az ders çalıştığını, %25,5'i ailesiyle daha az zaman geçirdiğini, %18,6'sı arkadaşlarıyla daha az yüz yüze görüştüğünü, %17,2'si ise daha az uyuduğunu belirtiyor. Değerli arkadaşlar, çocuklarımızın şiddet, müstehcenlik, zorbalık ve istismar gibi içeriklere bu kadar kolay bir şekilde ulaşabilmesi kabul edilemez. Bizim amacımız çocuklarımızı dijital dünyadan koparmak değildir. Tam tersine gayemiz onları tehlikelerle dolu bu dünyada güvenli bilinçli ve güçlü bireyler olarak var edebilmektir. Devletin, toplumun ve ailenin görevi de esasen budur. Dijital dünyada çocuklarımızı korumayı amaçlayan çocuğun üstün yararını esas alan önleyici ve koruyucu bir anlayışla hazırladığımız yasa teklifimizi biliyorsunuz. Geçtiğimiz hafta Meclisimize sunduk. Düzenleme ile sosyal medya platformlarına gerçek ve güvenilir yaş doğrulama mekanizmalarını uygulama zorunluluğu getirmeyi hedefliyoruz. Siyasi parti ayrımı olmaksızın hepimizi ilgilendiren çok daha önemlisi geleceğimiz olan evlatlarımızı ilgilendiren bu teklifin Meclisimizin değerli katkıları ve önerileriyle yasalaşacağına inanıyorum. EMEKLİYE MÜJDE Son olarak emeklilerimize bir müjde vermek istiyorum. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini her yıl olduğu gibi yine bayram öncesinde hesaplara yatırıyoruz. Ayrıca emeklilerimizin bu ayki emekli maaş ödemelerini de öne çekerek 14 Mart'tan itibaren ödemeye başlıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun diyorum."

Trump'ın açıklaması piyasaları sarstı: Petrol çakıldı, altın yükseldi Haber

Trump'ın açıklaması piyasaları sarstı: Petrol çakıldı, altın yükseldi

ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu'daki savaşın yakında sona erebileceğini ima eden açıklamaları ve petrol fiyatlarında yaşanan sert düşüş, küresel piyasalarda altın fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesine neden oldu. Zayıflayan dolar ve düşen enerji maliyetleri de altındaki yükselişi destekleyen faktörler arasında yer aldı. ONS ALTIN VE GRAM ALTIN YÜKSELDİ Spot altın, salı günü erken işlemlerde yüzde 0,5 artarak ons başına 5 bin 164 dolara yükseldi. ABD'de nisan vadeli altın kontratları ise yüzde 1,7 artışla 5 bin 188,70 dolar seviyesine çıktı. Ons altındaki yükseliş, iç piyasada da fiyatlara yansıdı. Gram altın yüzde 0,6 artışla 7 bin 320 lira seviyesinde işlem görmeye başladı. Dolar endeksinin yüzde 0,4 gerilemesi de altına olan talebi artırdı. Doların değer kaybetmesi, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için altını daha ucuz hale getirerek talebi destekledi. PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞ ALTINI DESTEKLEDİ OANDA kıdemli piyasa analisti Kelvin Wong, altın fiyatlarındaki yükselişin Trump'ın açıklamalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Wong'a göre Trump'ın Orta Doğu'daki gerilimin azalabileceğine yönelik mesajları, petrol fiyatlarında yaşanan sert düşüşle birlikte enflasyon beklentilerinin de yumuşayabileceğine işaret ediyor. Trump'ın savaşın yakında sona erebileceğini söylemesinin ardından petrol fiyatları yüzde 10'dan fazla geriledi. Bu düşüş, küresel petrol arzında uzun süreli kesinti yaşanacağı yönündeki endişeleri geçici olarak azalttı. HÜRMÜZ BOĞAZI GERİLİMİ ENERJİ PİYASALARINI ETKİLEDİ Öte yandan Trump, İran'ın tanker trafiğini dünyadaki petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nda engellemeye çalışması durumunda ABD'nin saldırılarının hızla artabileceği uyarısında bulundu. Savaş nedeniyle boğazdaki deniz trafiği büyük ölçüde durma noktasına geldi. Bir haftadan uzun süredir çok sayıda tanker bölgede mahsur kalırken, depolama kapasitesinin dolması nedeniyle bazı üreticiler üretimi geçici olarak durdurmak zorunda kaldı. Bu gelişmeler enerji fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açtı. FED KARARLARI VE ENFLASYON VERİLERİ BEKLENİYOR Altın fiyatları hafta başında yükselen enerji maliyetlerinin enflasyon endişelerini artırması ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimi ihtimalini zayıflatması nedeniyle gerilemişti. CME Group'un FedWatch verilerine göre yatırımcılar, Fed'in 18 Mart'ta sona erecek toplantısında faizleri sabit bırakmasını bekliyor. Altın genellikle enflasyona karşı korunma aracı olarak görülse de faizlerin düşük olması, faiz getirisi olmayan altının elde tutulma maliyetini azaltarak fiyatları destekliyor. Piyasalar şimdi ABD'de çarşamba günü açıklanacak Şubat ayı tüketici enflasyonu (CPI) verisi ile cuma günü açıklanacak ve Fed'in yakından takip ettiği PCE enflasyon göstergesini bekliyor. DİĞER DEĞERLİ METALLERDE DE YÜKSELİŞ Altındaki yükseliş diğer değerli metallere de yansıdı. Spot gümüş yüzde 3 artışla 89,60 dolara yükselirken, platin yüzde 1,2 artarak 2.208,16 dolara çıktı. Paladyum ise yüzde 0,2 artışla 1.693,84 dolar seviyesine ulaştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.