İstifa dilekçesinde yazdığı iki kelime tazminatı yaktı
İstifa dilekçesinde yazdığı iki kelime tazminatı yaktı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, milyonlarca işçi ve işvereni yakından ilgilendiren emsal niteliğinde bir karara imza attı. Üç yıldır çalıştığı iş yerinden kendi el yazısıyla "kişisel sebeplerle" istifa eden, ancak daha sonra "ücretlerim ödenmiyordu" diyerek dava açan işçinin kıdem tazminatı talebi yüksek yargı tarafından reddedildi.
Haber Giriş Tarihi: 09.06.2026 19:22
Haber Güncellenme Tarihi: 09.06.2026 19:23
Kaynak:
İHA
Bir inşaat firmasının yurtdışı şantiyesinde çalışan K.L. isimli işçi, 'kişisel sebeplerle' gerekçe göstererek istifa etti. Yurda dönen işçi, ilk iş olarak İş Mahkemesi'nin kapısını çaldı.
"ÜCRETLERİM ZAMANINDA VE TAM ÖDENMEDİ"
Dava dilekçesinde hizmet süresi boyunca ücretlerin süresinde ve tam ödenmediğini, ciddi oranda ücret alacakları bulunduğunu ileri süren işçi; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ile genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti.
Davalı şirket avukatı ise iddiaları yalanlayarak şu savunmayı yaptı:
İş ilişkisi davacının tamamen kendi rızası ve istifası ile sona ermiştir, tazminat hakkı doğmamıştır.
Yıllık 270 saate kadar fazla çalışmanın ücrete dahil olduğu iş sözleşmesi ile imza altına alınmıştır.
Davacının günlük çalışması 8 saati aşmamış, çalıştığı ülkedeki resmi hafta tatillerinde mesai yaptırılmamıştır.
Davacının kendi el yazılı dilekçesinde "kişisel sebepler" nedeniyle çıkışını istediğine dikkat çeken İş Mahkemesi, kıdem ve ihbar tazminatını reddetti. Davacı avukatı kararı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi ise tam tersi bir kararla, "kişisel sebepler" yazsa bile asıl ayrılış nedeninin ücretlerin ödenmemesi olduğunu belirterek kıdem tazminatı ödenmesine hükmetti.
"KİŞİSEL SEBEP İŞYERİNDEN KAYNAKLANAN BİR DURUM DEĞİLDİR"
Kararın işveren tarafından temyiz edilmesiyle devreye giren Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, tüm iş dünyasını sarsacak emsal bir karara imza attı. Davacının işten kişisel sebepler ileri sürerek ayrıldığı, istifa dilekçesinde işçilik alacaklarının ödenmediğinden kesinlikle bahsetmediği ve işveren yetkililerince iradesinin fesada uğratıldığını (baskı altında bırakıldığını) ispat edemediği hatırlatıldı.
YARGITAY BOZMA KARARINDA HUKUKİ SINIRLARI ŞU SÖZLERLE ÇİZDİ:
'İstifa dilekçesindeki kişisel sebep ifadesi, işverenden veya işyerinden kaynaklanan bir sebep olmayıp davacının kendisine ait özel bir durumu ifade eder. Bu durumda haklı fesih sebebi olarak kabul edilemeyecek kişisel sebepleri gerekçe göstererek işten ayrılan davacının, kıdem tazminatı alacağına yönelik talebinin reddi gerekir. Mahkemece dosya kapsamına uygun olmayan yazılı gerekçeyle talebin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.'
Yüksek daire, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına oy birliğiyle karar verdi. Kararla birlikte, istifa dilekçelerine yazılan gerekçelerin hukuki sonuçlar doğururken ne kadar bağlayıcı olduğu bir kez daha kanıtlanmış oldu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İstifa dilekçesinde yazdığı iki kelime tazminatı yaktı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, milyonlarca işçi ve işvereni yakından ilgilendiren emsal niteliğinde bir karara imza attı. Üç yıldır çalıştığı iş yerinden kendi el yazısıyla "kişisel sebeplerle" istifa eden, ancak daha sonra "ücretlerim ödenmiyordu" diyerek dava açan işçinin kıdem tazminatı talebi yüksek yargı tarafından reddedildi.
Bir inşaat firmasının yurtdışı şantiyesinde çalışan K.L. isimli işçi, 'kişisel sebeplerle' gerekçe göstererek istifa etti. Yurda dönen işçi, ilk iş olarak İş Mahkemesi'nin kapısını çaldı.
"ÜCRETLERİM ZAMANINDA VE TAM ÖDENMEDİ"
Dava dilekçesinde hizmet süresi boyunca ücretlerin süresinde ve tam ödenmediğini, ciddi oranda ücret alacakları bulunduğunu ileri süren işçi; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ile genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti.
Davalı şirket avukatı ise iddiaları yalanlayarak şu savunmayı yaptı:
İş ilişkisi davacının tamamen kendi rızası ve istifası ile sona ermiştir, tazminat hakkı doğmamıştır.
Yıllık 270 saate kadar fazla çalışmanın ücrete dahil olduğu iş sözleşmesi ile imza altına alınmıştır.
Davacının günlük çalışması 8 saati aşmamış, çalıştığı ülkedeki resmi hafta tatillerinde mesai yaptırılmamıştır.
Davacının kendi el yazılı dilekçesinde "kişisel sebepler" nedeniyle çıkışını istediğine dikkat çeken İş Mahkemesi, kıdem ve ihbar tazminatını reddetti. Davacı avukatı kararı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi ise tam tersi bir kararla, "kişisel sebepler" yazsa bile asıl ayrılış nedeninin ücretlerin ödenmemesi olduğunu belirterek kıdem tazminatı ödenmesine hükmetti.
"KİŞİSEL SEBEP İŞYERİNDEN KAYNAKLANAN BİR DURUM DEĞİLDİR"
Kararın işveren tarafından temyiz edilmesiyle devreye giren Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, tüm iş dünyasını sarsacak emsal bir karara imza attı. Davacının işten kişisel sebepler ileri sürerek ayrıldığı, istifa dilekçesinde işçilik alacaklarının ödenmediğinden kesinlikle bahsetmediği ve işveren yetkililerince iradesinin fesada uğratıldığını (baskı altında bırakıldığını) ispat edemediği hatırlatıldı.
YARGITAY BOZMA KARARINDA HUKUKİ SINIRLARI ŞU SÖZLERLE ÇİZDİ:
'İstifa dilekçesindeki kişisel sebep ifadesi, işverenden veya işyerinden kaynaklanan bir sebep olmayıp davacının kendisine ait özel bir durumu ifade eder. Bu durumda haklı fesih sebebi olarak kabul edilemeyecek kişisel sebepleri gerekçe göstererek işten ayrılan davacının, kıdem tazminatı alacağına yönelik talebinin reddi gerekir. Mahkemece dosya kapsamına uygun olmayan yazılı gerekçeyle talebin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.'
Yüksek daire, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına oy birliğiyle karar verdi. Kararla birlikte, istifa dilekçelerine yazılan gerekçelerin hukuki sonuçlar doğururken ne kadar bağlayıcı olduğu bir kez daha kanıtlanmış oldu.
Kaynak: İHA
En Çok Okunan Haberler