Bursa’da canlı organ nakli sempozyumu! Doktorlar ameliyatı anbean izledi
Bursa’da canlı organ nakli sempozyumu! Doktorlar ameliyatı anbean izledi
Türkiye'nin dört bir yanından gelen doktorlar, Bursa'da gerçekleştirilen canlı cerrahi organ nakli sempozyumuyla, böbrek nakli ameliyatını canlı olarak izledi.
Haber Giriş Tarihi: 12.05.2026 09:27
Haber Güncellenme Tarihi: 12.05.2026 09:32
Kaynak:
İHA
Türkiye'nin birçok ilinden Bursa'ya gelen doktorlar, organ nakli ile ilgili bilimsel bir toplantıda bir araya geldi. Acıbadem Bursa Hastanesi Organ Nakli Merkezi'nce düzenlenen organizasyonda, böbrek nakli cerrahisindeki yeni gelişmeler ve naklin önemi konusunda bilgi paylaşımı yapıldı. '6. Canlı Cerrahili Böbrek Nakli' toplantısında, ameliyathanede üç boyutlu laparoskopik yöntemle gerçekleştirilen nakil operasyonunu canlı olarak izleme imkanı buldu. "BU BÜYÜK BİR BİLGİ VE DENEYİM BİRİKİMİ DEMEKTİR"
Gerçekleştirilen sempozyumun çok faydalı olduğunu belirten Acıbadem Bursa Hastanesi Organ Nakli Merkezi'nden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Oktay, "Acıbadem Bursa Hastanesi Böbrek Nakli Merkezi, ‘High Volume' çalışan bir merkezdir. Bu büyük bir bilgi birikimi ve deneyim birikimi demektir. Bugün bu toplantının hedefi, bu beceri ve bilgi birikimini paydaşlarla paylaşmaktır. Bir başka hedefi ise organ ve böbrek nakli olan hastalardaki uzun dönem başarılarının organ bağışını yüreklendirmesi amacını taşımaktadır. Çünkü nakil olduğunda da böbreğin orada uzun süre barınmayacağı konusunda eskiden kalma fikirler vardır. Bugün modern tedavilerle çok uzun süreli başarılı böbrek nakilleri yapılabilmektedir. Bu da vericiyi, verdiği böbreğin çok uzun süre işe yarayacağı konusunda yüreklendirmektedir" dedi. "ZAMANINDA MÜDAHALE EDİLDİĞİNDE BÖBREK ÇOK UZUN SÜRE YAŞAYABİLİR"
Nakilden sonra yapılacak kontrollerin de önemine değinen Oktay, "Böbrek nakli olan kişi önce iki haftada bir, 3 aydan sonra ayda bir şeklinde seyrekleşen aralıklarla düzenli organ nakli merkezine veya sürekli takip edildiği kendi hekimine gitmek zorundadır. Testlerde en ufak bir bozukluk çıktığında detaylı araştırmalar yapılır. Gerekirse böbrek biyopsisi yapılır. Problem neyse ortaya konulduğunda, zamanında müdahale edildiği vakit böbrek kaldığı yerde çok uzun süre yaşayabilir" diye konuştu. "KADAVRADAN ORGAN BAĞIŞLARININ ARTMASI GEREKİYOR"
Türkiye'de kültürel sebeplerden dolayı ölüden organ bağış sayısı Avrupa'ya göre oldukça az olduğuna da değinen Oktay, "Güney Marmara bölgemizde Covid'in yoğun olduğu 2020 yılına kadar gerçekten Avrupa ortalamasında bağış vardı. Çok hasta kadavradan böbreklerle sağlıklarına kavuştular. Covid'le beraber tüm Avrupa'da bir düşme olmuştu. Orası kendini çok hızlı toparladı. Biz o hevesi kaybettik. Ancak bu yıl tekrar bir hareketlenme görüyoruz. Bu nedenle de bu işin çözümü yani böbrek yetmezliği olan hastanın kurtarılması, çok sayıda hastanın kısa sürede kurtulması ancak kadavradan böbrek bağışlarının artmasıyla mümkündür" şeklinde ifade etti. "TÜRKİYE'DE YILDA YAKLAŞIK 3 BİN 500 KİŞİ NAKİL ŞANSI BULUYOR"
Türkiye'nin dört bir yanından gelen doktor veya uzmanlarla yapılan sempozyumda ana konunun böbrek nakli hastalarındaki sonuçları paylaşmak olduğunu ifade eden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Prof. Dr. Soner Duman, "Türkiye'de diyaliz hastası mevcut, böbrek hastası çok fazla. Tabii ki bu 70 bin tane diyaliz hastasının yılda yaklaşık 3 bin 500 tanesi nakil olabilme şansına sahip oluyor. Pek çok ülkede kadavra bağışı fazla olduğu için bu nakiller genelde kadavradan, organ bağışı yapılmış vericilerden kaynaklanıyor. Fakat bizim ülkemizde kadavra bağışı düşük oranda olduğu için genelde canlı vericili böbrek nakli oluyor. Onun için de kadavra bağışının artırılması önemli. Bu konuda da sağlık müdürlüklerinin, Sağlık Bakanlığı'nın, müftülüklerin ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın organ bağışını destekleyici konuşmalar yapmaları gerekiyor" dedi. "BÖBREK YETMEZLİĞİNE YAKALANMAMAK İÇİN DÜZENLİ CHECK-UP ŞART"
En önemlisi böbrek yetmezliğine yakalanmamak olduğunu belirten Duman, "Bunun için de düzenli check-up'lara gitmek gerekiyor. Kontrollere gitmek gerekiyor. Hiçbir şikayeti olmayan bir hastanın yılda bir kere gidip hastanede şekerine, üresine, kan sayımına, kansızlığının olup olmadığına ve tansiyonunun yüksek mi normal mi olduğuna baktırması gerekiyor. Aile sağlığı merkezlerinin de yapması gereken aslında buraya gelen hastalarda bunları taramalarla yapması, en ufak bir problem gördüğünde de hastaneye, nefroloji uzmanlarına, organ nakli merkezlerine bir üst basamağa göndermesi ki önlemi önceden alabilelim ki baştan diyaliz hastası olunmasın" diye konuştu. "TÜRKİYE'DE HER 100 KİŞİDEN 16'SI BÖBREK HASTASI"
Türk Nefroloji Derneği olarak da yaptığımız çalışmalarda gördük ki Türkiye'de kronik böbrek hastalığı oranı yüzde 16'larda, yani 100 kişiden 16'sı böbrek hastası olduğunu belirten Duman, "Hafif, orta şiddetli olabilir ama böbrek hastası. Bu genellikle kronik oluyor ve sinsi bir hastalık. İnsanlar bu sinsi hastalık olduğu için ve üzerine de gitmedikleri için son döneme gelince hastaneye, acil servise bayılarak geliyor mesela. Daha önceden şöyle senaryolar çoktu; acil servise geliyor 20 yaşında genç bir delikanlı. Halı sahada maç yapıyordu, yere yığıldı. Geliyor, biz bakıyoruz ki böbrekler iflas etmiş, "Sen bundan sonra diyaliz hastası oldun" diyoruz. Anne baba şaşırıyor, "Daha sapasağlamdı, hiçbir şeyi yoktu" diyor. İşte böbrek hastalığı böyle sinsi bir şey. Son evreye gelinceye kadar hiçbir şikayet olmuyor. Şeker hastası olanlar, tansiyonu olanlar risk faktörü taşıyor. Bunlarda daha sık böbrek yetmezliği oluyor. Onun için tansiyonu olan hastanın, şekeri olan hastanın diyetine dikkat etmesi, yediğine içtiğine dikkat etmesi, tuz tüketimini azaltması gerekiyor ki bu büyük bir halk sağlığı problemi bizim ülkemizde" şeklinde konuştu. "70 BİN DİYALİZ HASTASININ BÜYÜK BÖLÜMÜ HAFTADA 3 GÜN DİYALİZE GİRİYOR"
Türkiye'de şu an halihazırda 70 bin tane diyaliz hastası olduğunu ifade eden Duman, "Bunlar haftada 3 gün diyalize giriyorlar. Yani çok ciddi sayıda böbrek hastası var. Şimdi bu 70 bin kişinin içinden yaklaşık 3 bin 500 tanesi Türkiye'de bulunan 150'den fazla organ nakli merkezinde nakil olabiliyor. Geri kalan kısım ise haftada üç gün diyalize girmek zorunda kalıyor. Bu şekilde hayatlarını idame ettiriyorlar" dedi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bursa’da canlı organ nakli sempozyumu! Doktorlar ameliyatı anbean izledi
Türkiye'nin dört bir yanından gelen doktorlar, Bursa'da gerçekleştirilen canlı cerrahi organ nakli sempozyumuyla, böbrek nakli ameliyatını canlı olarak izledi.
Türkiye'nin birçok ilinden Bursa'ya gelen doktorlar, organ nakli ile ilgili bilimsel bir toplantıda bir araya geldi. Acıbadem Bursa Hastanesi Organ Nakli Merkezi'nce düzenlenen organizasyonda, böbrek nakli cerrahisindeki yeni gelişmeler ve naklin önemi konusunda bilgi paylaşımı yapıldı. '6. Canlı Cerrahili Böbrek Nakli' toplantısında, ameliyathanede üç boyutlu laparoskopik yöntemle gerçekleştirilen nakil operasyonunu canlı olarak izleme imkanı buldu.
"BU BÜYÜK BİR BİLGİ VE DENEYİM BİRİKİMİ DEMEKTİR"
Gerçekleştirilen sempozyumun çok faydalı olduğunu belirten Acıbadem Bursa Hastanesi Organ Nakli Merkezi'nden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Oktay, "Acıbadem Bursa Hastanesi Böbrek Nakli Merkezi, ‘High Volume' çalışan bir merkezdir. Bu büyük bir bilgi birikimi ve deneyim birikimi demektir. Bugün bu toplantının hedefi, bu beceri ve bilgi birikimini paydaşlarla paylaşmaktır. Bir başka hedefi ise organ ve böbrek nakli olan hastalardaki uzun dönem başarılarının organ bağışını yüreklendirmesi amacını taşımaktadır. Çünkü nakil olduğunda da böbreğin orada uzun süre barınmayacağı konusunda eskiden kalma fikirler vardır. Bugün modern tedavilerle çok uzun süreli başarılı böbrek nakilleri yapılabilmektedir. Bu da vericiyi, verdiği böbreğin çok uzun süre işe yarayacağı konusunda yüreklendirmektedir" dedi.
"ZAMANINDA MÜDAHALE EDİLDİĞİNDE BÖBREK ÇOK UZUN SÜRE YAŞAYABİLİR"
Nakilden sonra yapılacak kontrollerin de önemine değinen Oktay, "Böbrek nakli olan kişi önce iki haftada bir, 3 aydan sonra ayda bir şeklinde seyrekleşen aralıklarla düzenli organ nakli merkezine veya sürekli takip edildiği kendi hekimine gitmek zorundadır. Testlerde en ufak bir bozukluk çıktığında detaylı araştırmalar yapılır. Gerekirse böbrek biyopsisi yapılır. Problem neyse ortaya konulduğunda, zamanında müdahale edildiği vakit böbrek kaldığı yerde çok uzun süre yaşayabilir" diye konuştu.
"KADAVRADAN ORGAN BAĞIŞLARININ ARTMASI GEREKİYOR"
Türkiye'de kültürel sebeplerden dolayı ölüden organ bağış sayısı Avrupa'ya göre oldukça az olduğuna da değinen Oktay, "Güney Marmara bölgemizde Covid'in yoğun olduğu 2020 yılına kadar gerçekten Avrupa ortalamasında bağış vardı. Çok hasta kadavradan böbreklerle sağlıklarına kavuştular. Covid'le beraber tüm Avrupa'da bir düşme olmuştu. Orası kendini çok hızlı toparladı. Biz o hevesi kaybettik. Ancak bu yıl tekrar bir hareketlenme görüyoruz. Bu nedenle de bu işin çözümü yani böbrek yetmezliği olan hastanın kurtarılması, çok sayıda hastanın kısa sürede kurtulması ancak kadavradan böbrek bağışlarının artmasıyla mümkündür" şeklinde ifade etti.
"TÜRKİYE'DE YILDA YAKLAŞIK 3 BİN 500 KİŞİ NAKİL ŞANSI BULUYOR"
Türkiye'nin dört bir yanından gelen doktor veya uzmanlarla yapılan sempozyumda ana konunun böbrek nakli hastalarındaki sonuçları paylaşmak olduğunu ifade eden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Prof. Dr. Soner Duman, "Türkiye'de diyaliz hastası mevcut, böbrek hastası çok fazla. Tabii ki bu 70 bin tane diyaliz hastasının yılda yaklaşık 3 bin 500 tanesi nakil olabilme şansına sahip oluyor. Pek çok ülkede kadavra bağışı fazla olduğu için bu nakiller genelde kadavradan, organ bağışı yapılmış vericilerden kaynaklanıyor. Fakat bizim ülkemizde kadavra bağışı düşük oranda olduğu için genelde canlı vericili böbrek nakli oluyor. Onun için de kadavra bağışının artırılması önemli. Bu konuda da sağlık müdürlüklerinin, Sağlık Bakanlığı'nın, müftülüklerin ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın organ bağışını destekleyici konuşmalar yapmaları gerekiyor" dedi.
"BÖBREK YETMEZLİĞİNE YAKALANMAMAK İÇİN DÜZENLİ CHECK-UP ŞART"
En önemlisi böbrek yetmezliğine yakalanmamak olduğunu belirten Duman, "Bunun için de düzenli check-up'lara gitmek gerekiyor. Kontrollere gitmek gerekiyor. Hiçbir şikayeti olmayan bir hastanın yılda bir kere gidip hastanede şekerine, üresine, kan sayımına, kansızlığının olup olmadığına ve tansiyonunun yüksek mi normal mi olduğuna baktırması gerekiyor. Aile sağlığı merkezlerinin de yapması gereken aslında buraya gelen hastalarda bunları taramalarla yapması, en ufak bir problem gördüğünde de hastaneye, nefroloji uzmanlarına, organ nakli merkezlerine bir üst basamağa göndermesi ki önlemi önceden alabilelim ki baştan diyaliz hastası olunmasın" diye konuştu.
"TÜRKİYE'DE HER 100 KİŞİDEN 16'SI BÖBREK HASTASI"
Türk Nefroloji Derneği olarak da yaptığımız çalışmalarda gördük ki Türkiye'de kronik böbrek hastalığı oranı yüzde 16'larda, yani 100 kişiden 16'sı böbrek hastası olduğunu belirten Duman, "Hafif, orta şiddetli olabilir ama böbrek hastası. Bu genellikle kronik oluyor ve sinsi bir hastalık. İnsanlar bu sinsi hastalık olduğu için ve üzerine de gitmedikleri için son döneme gelince hastaneye, acil servise bayılarak geliyor mesela. Daha önceden şöyle senaryolar çoktu; acil servise geliyor 20 yaşında genç bir delikanlı. Halı sahada maç yapıyordu, yere yığıldı. Geliyor, biz bakıyoruz ki böbrekler iflas etmiş, "Sen bundan sonra diyaliz hastası oldun" diyoruz. Anne baba şaşırıyor, "Daha sapasağlamdı, hiçbir şeyi yoktu" diyor. İşte böbrek hastalığı böyle sinsi bir şey. Son evreye gelinceye kadar hiçbir şikayet olmuyor. Şeker hastası olanlar, tansiyonu olanlar risk faktörü taşıyor. Bunlarda daha sık böbrek yetmezliği oluyor. Onun için tansiyonu olan hastanın, şekeri olan hastanın diyetine dikkat etmesi, yediğine içtiğine dikkat etmesi, tuz tüketimini azaltması gerekiyor ki bu büyük bir halk sağlığı problemi bizim ülkemizde" şeklinde konuştu.
"70 BİN DİYALİZ HASTASININ BÜYÜK BÖLÜMÜ HAFTADA 3 GÜN DİYALİZE GİRİYOR"
Türkiye'de şu an halihazırda 70 bin tane diyaliz hastası olduğunu ifade eden Duman, "Bunlar haftada 3 gün diyalize giriyorlar. Yani çok ciddi sayıda böbrek hastası var. Şimdi bu 70 bin kişinin içinden yaklaşık 3 bin 500 tanesi Türkiye'de bulunan 150'den fazla organ nakli merkezinde nakil olabiliyor. Geri kalan kısım ise haftada üç gün diyalize girmek zorunda kalıyor. Bu şekilde hayatlarını idame ettiriyorlar" dedi.
Kaynak: İHA
En Çok Okunan Haberler