
Bektaş, Kandilli Rasathanesi verilerine işaret ederek, kıyı kesiminde 3 büyüklüğünün üzerindeki depremlerin yaygın şekilde görüldüğünü kaydetti. Bu durumun bölgedeki sismik hareketliliğin göz ardı edilmemesi gerektiğini gösterdiğini söyledi.
“Risk sadece deprem büyüklüğü değil” diyen Bektaş, özellikle dolgu alanları, gevşek alüvyon zeminler ve yamaç hareketlerinin küçük ve orta büyüklükteki depremlerde dahi hasarı artırabileceğine dikkat çekti. Doğu Karadeniz’de dağların yükselmeye devam ettiğini belirten Bektaş, kıyı yamaçlarının daha hızlı aşağı kayabildiğini ve bunun zemin güvenliğini doğrudan etkilediğini vurguladı.
Bilimsel planlamanın önemine değinen Bektaş, zemin kalitesi ve yapı dayanımının hayati rol oynadığını belirterek, yapılaşma politikalarının bölgesel özellikler dikkate alınarak oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Kamuoyunda oluşan “deprem üretmez” algısının rehavete yol açabileceğini söyleyen Bektaş, Doğu Karadeniz kıyılarında da deprem riskinin ciddiyetle ele alınması gerektiğini kaydetti.