Özgür Özel: Gecikmeden kurultay kararı alınmalı

CHP'de mutlak butlan kararının ardından yapılan kapalı grup toplantısında Grup Başkanı seçilen Özgür Özel açıklama yapıyor.

Haber Giriş Tarihi: 23.05.2026 16:24
Haber Güncellenme Tarihi: 23.05.2026 16:24

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Bugün yapılan kapalı grup toplantısında CHP Meclis Grup Başkanı seçilen Özgür Özel "Partimin seçilmiş genel başkanı ve grup başkanıyım" dedi, Meclis'teki grup toplantılarına yine kendisinin başkanlık edeceğini söyledi. Özel, Kemal Kılıçdaroğlu'na grup toplantıları için kürsü teklif etmeyeceğini kaydetti. 40 günlük bir süre içerisinde yeniden Kurultay'da seçim yapılmasını beklediklerini vurgulayan Özel, "Butlan kararını tanımadığımız için uzlaşacak bir halimiz yok" dedi.

Özgür Özel'in açıklamaları şöyle:

İşte uzlaştılar biri genel başkan biri grup başkanı olacak. Arkadaşlar böyle bir uzlaşı yok. Biz zaten butlan kararını tanımıyoruz. Herkesin beklediği bir tek şey var oda kurultayın tüzüğümüzde öngörüldüğü sürede 40 gün süre içinde toplanması ve partinin bu tartışmalardan çıkıp iktidar yürüyüşünü sürdürmesi.

110 ARKADAŞIMIZIN AÇIK DESTEĞİYLE...

Bizim bugün, malum bu tartışmalar olduğunda sizin de takip ettiğiniz gibi 3 gün öncesinden kararını aldığımız ve arkadaşlarımızı toplantıya çağırdığımız bir kapalı grup toplantımız vardı. Tabii butlan kararı çıkınca grup iç yönetmeliği çok net: "Grup başkanlığı bir şekilde boşalırsa ilk kapalı grup toplantısında seçim yapılır" diyor, özel bir hüküm var. Öyle olunca bu ilk kapalı grup toplantısında ben bu hukuki gerekliliği, bu ihtimali gündeme getirdim.

Arkadaşlarımızın önerisiyle yeniden grup başkanlığı seçimi oldu. Arkadaşlarımız tarafından aday gösterildim. Ve kullanılan oyların birisi dışındaki tüm oyları alarak... Bir de tabii bugün burada yapılacak toplantıya sağlık mazeretleri, hastanede yatan arkadaşlar, yurt dışında olanlar da yazılı olarak mazeret bildirdiler. Onların da destek ifadesiyle ve daha sonra da "seçim olacağını bilmiyorduk, bilsek gelirdik" diyen çok sayıda da arkadaşımız var ama görünürde 110 arkadaşımızın açık desteğiyle yeniden grup başkanı seçildim.

Bu konu artık her kararın istismar edildiği yerde, meclise de bunu sirayet ettirme ve Cumhuriyet Halk Partisi grubunda bir boşluk yaratılma ihtimaline karşı... Ve biraz da aslında bunun böyle olmasını ben de istedim şu açıdan; olur olmaz yerlerde okuyoruz, "butlan kararının arkasında efendim işte 90 milletvekili var" falan.

Bugün 110 milletvekilinin hangi kararın arkasında olduğu, ki bunun üzerine de yapılan açıklamaları da siz takip ediyorsunuz, Cumhuriyet Halk Partisi grubunda bilinen ayrışmanın ötesinde bir ayrışmanın olmadığının görülmesi çok önemli. O yüzden hep birlikte bu kararı aldık.

GRUP TOPLANTISINDA KİM KONUŞACAK?

Ancak bu şartlar öyle bir süreç değil. Bugün zaten hani hepiniz takdir edersiniz ki; sahadaki, sokaktaki, üyelerdeki duygu durumuna bakıldığında, bu butlan kararından sonra partinin bir genel başkan değişikliği olduğunu hiçbir üye kabul etmiyor. Milletvekili grubunun durumu açık. Orada zaten ben Sayın Kılıçdaroğlu'nun da bir atanmış, yani AK Parti yargısının göreve geri getirmeye çalıştığı bir butlan kararıyla gelip de grup toplantısında konuşma yapmak ya da benden grup kürsüsünü kendisine teklif etmemi bekleyeceğini zaten düşünmüyorum.

Zaten öyle bir şey yok. Zaten o şartlar altında öyle bir şeyi kendi de istemez, toplumsal kabul de görmez bu. O yüzden yapılacak grup toplantısında ben kurultayımız yapılana kadar grup başkanı olarak, kurultayımız yapıldıktan sonra da yeniden genel başkan ve grup başkanı olarak haftalık grup toplantılarımızı elbette ben yapacağım. Şimdi en son Panorama'nın dün mayıs ayı değerlendirmesi geldi, Panorama TR'nin. Panorama TR'nin mayıs ayı değerlendirmesinde Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 34,8 oy oranına kavuşmuş durumda. Bu şartlar altında buraya nasıl kavuştuk? Vatandaşın sorunlarını konuşarak, mücadele ederek ve çalışarak kavuştuk. Yüzde 25'lik cam tavanı kırdık, yüzde 35'lik camı taban yapıp yüzde 40'ı aşmanın telaşı içindeyken bu türbülanslar geldi. Her şeye rağmen partinin bu oy oranı kıymetli.

Her anket bir öncekinden, geçen aydan daha iyi geldi ama şimdi bu türbülanslar bizi iktidar yürüyüşümüzden geri tutmamalı, engellememeli. O açıdan da bir an önce, bir an önce zaman geçirmeksizin kurultay kararının alınması gerekiyor.

Ben bugün milletvekillerimizle görüştüm. Şimdi Parti Meclisi'mizin görüşünü alacağım. Yarın il başkanlarının görüşleri alınacak. Yani yarın olur, pazartesi olur ama gecikmeden dün Sayın Kılıçdaroğlu'yla Kemal Bey'le görüştüğümüzde demiştim, "Ben arkadaşların görüşlerini alacağım, ardından da bir temas kurarız" diye. Tahmin ediyorum biz bir görevlendirme yaparız teknik bir boyutta, Kemal Bey'den de bu görevlendirmeyi talep ederiz.

"EN UYGUN ZAMAN, EN KISA ZAMANDIR"

"Kılıçdaroğlu'nun 40 gün içerisinde kurultaya gidilmesi yönündeki adımlara nasıl bakıyor, tepkisi ne, olumlu bakıyor mu?" sorusuna Özel şöyle yanıt verdi:

Ben dünkü telefon görüşmemizde, kendisi "En uygun zamanda kurultay yapalım" demişti. Ben de en uygun zamanın en kısa zaman olduğu görüşümü ifade etmiştim kendisiyle. Bu çerçevede arkadaşlarımız herhalde görüşürler ve ona göre en doğru karar hep birlikte verilir. Ama burada hiç şüphe yok ki, siz de görüyorsunuz; en uygun zaman, en kısa zamandır. Bu hiç istemediğimiz, aslında hiç de meşru olmayan ara dönemden partimizi hızla çıkarmak durumundayız.

KILIÇDAROĞLU İLE OLASI GÖRÜŞME

"Butlan kararı sonrası Kemal Bey ilk defa konuştu. Takip edebildiniz mi? "Özgür Bey'e yeni görevinde hayırlı olsun" dedi. Ve bir yüz yüze görüşme mümkün olacak mı?" sorusuna şöyle yanıt verdi:

Değerli arkadaşlar, tabii siyasette çeşitli gelişmeler olur, ona göre pozisyonlar alınır. Biz dün telefonda birbirimize görüşlerimizi ifade ettik, şimdi teknik arkadaşların görüşmeleri yapma zamanı. Ondan sonrasında, kurultay kararı alındıktan sonra; ben bundan önce defalarca Sayın Kılıçdaroğlu'yla yüz yüze görüştüm, büyük bir memnuniyetle o zaman yine görüşürüm. Ama 40 gün sonraki kurultay kararını, gazete ilanını okumam lazım. Ondan sonra elbette önceki genel başkanımızla yüz yüze de görüşürüz, oturur sohbet de ederiz. Ama gazetede kurultay kararının ilanını okuduktan sonra.

"YETER Kİ 40 GÜN SONRASINA KURULTAY KARARI ALSIN"

Öncesinde arkadaşların konuşması bu yönden çok zaruri. O toplantı, önceden görüşen arkadaşlarımızın da müştereken karar verdiği gibi 40 gün sonrasına bir kurultayı toplamak üzere, o günkü toplantıya çağırma toplantısı olursa; ona zaten sadece ben değil, herhalde o toplantıya girerken giren bütün Parti Meclisi üyelerini, bugün pozisyonları ne olursa olsun ve Kemal Bey'i de buradaki herkes misafirperverlikle karşılar. Yeter ki çıkışta 40 gün sonrasına kurultay kararı almak üzere o salon kullanılmak istiyor olsun.

Ama delegenin vermediği bir yetkiyi kullanmak üzere birtakım şeyler... insanlarda birtakım niyetlerin olduğu ifadesi bu kadar sert eleştiriliyor, bu kadar toplumsal reaksiyon alıyor. En kısa sürede kurultay yapmak için olduktan sonra elbette ki buraya gelişi herkes memnuniyetle karşılar, memnuniyetle uğurlar. Ama bu konudaki kanaatin önceden açık bir şekilde ifade edilmesi kıymetli olur.

"SUÇU PARTİ DEĞİŞTİRMEMEK"

Cumhuriyet Halk Partisi tarihini ben iyi biliyorum. Ve maalesef Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde çok haksız eleştiriler aldığı, hatta bazen çok haksız operasyonlardan, çok ahlaksız operasyonlardan sonra, görev değişiklikleri oldukları ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir şekilde bunu kendi içinde bu ahlaksızlıklara kimsenin prim vermediği için birlik ve bütünlük halinde atlattığı süreçleri hep birlikte yaşadık. Şunu söylemek lazım; CHP'ye ahlaksızlık yapılıyor doğru. Ama bize karşı yürütülen bu gayriahlaki operasyonları kıymetlendiren bir söylemi, ben kıymetlendirmem.

Çok net bir şey söyleyeyim, yani söyleniyor soruluyor her fırsatta; "Efendim işte hakkında suçlama olan belediye başkanlarımızın üyeliklerini askıya alma", bir ara böyle bir yola çıkış falan söyleniyordu. Arkadaşlar, örneğin Bayrampaşa Belediye Başkanı üç kez kendisine "AK Parti'ye geç, Cumhur İttifakı'na geç, operasyon yapmayalım." Silivri'de yatıyor parti değiştirmedi diye. Şimdi biz tutacağız bu arkadaşımızı partiden uzaklaştıracağız öyle mi? Suçu onun parti değiştirmemek. Ekrem İmamoğlu bu iktidarı rahatsız edip cumhurbaşkanı adayı olup iktidara yürüyor olmasaydı... Ben CHP'nin adayı falan değilim, tamamım, bugün Ekrem İmamoğlu dese ki "Ben etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum, daha da cumhurbaşkanı adayı değilim, ne haliniz varsa görün" dese, Ekrem İmamoğlu zaten içeride kalmaz. Onun suçu AK Parti'yi yenme suçu ve CHP'li olarak.

Hakan Bahçetepe için 9 ay iddianame yazamadılar. Neymiş efendim, belediye meclis çoğunluğu AK Parti'deymiş. Hakan Bahçetepe kendisi AK Parti'ye geçse içeride mi olacaktı? Şimdi biz bu arkadaşları ahlaksızlıkla suçlayacağız ve bunun üzerinden üyeliğini askıya alacağız. Geçmiş zaman, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımıza 780 yıl istendiğinde, onu rüşvetle irtikapla suçladıklarında ben gittim yanında oturdum. İyi ki de yanında oturmuşum. İyi ki de yanında oturmuşum. İyi ki o gün biz Aziz Kocaoğlu'nun üyeliğini askıya almamışız. Aziz Kocaoğlu'nun yanında kaya gibi durmuşuz.

"YAPMAZ BİZİM EVLADIMIZ"

Ben şuna eminim ki bu yüce çatı altında size söylüyorum; ben Ekrem İmamoğlu'nun yanında durduğum için de, bütün arkadaşlarımın yanında durduğum için de hiçbir zaman mahcup olmayacağım. O yüzden bugünkü siyasi konjonktür gereğince partiye yapılan bu saldırılara karşı, bu partinin genel başkanları Atatürk'ten aldıkları bir görevle bu partide, yaşı ne olursa olsun, herkese ağabeylik, babalık yapması gereken kişilerdir.

Bana gelip de, bana gelip de birisi kolumdan çekip de "Kızın okulda hırsızlık yapmış" dediğinde, ben onu "Şimdilik evlatlıktan reddediyorum" demem. "Yapmaz benim evladım" derim. Buradan bir kez daha söylüyorum; Ekrem Başkan'dan başlayıp, en son yapılan haksız tutukluluğa kadar kime gayriahlaki suçlama yöneltiliyorsa onlar bizim evladımız ve bu baba evinde, baba evini kuran Atatürk'ün koltuğunda oturan birisi olarak söylüyorum ki; yapmaz benim evladım. Ben onu evlatlıktan reddetmem. Ne geçici, ne kalıcı. Yapmaz bizim evladımız.

"DELEGEMİZİN 'OTUR' DEDİĞİ YERDE OTURURUZ"

"Genel merkezi terk etmeme kararı almıştınız. Daha sonrasında da bu süreç devam edecek mi, burada kalmaya devam edecek misiniz, siz ve yönetim kurulunuz?" sorusuna Özel şöyle yanıt verdi:

"Bayramlar bitmez. Ramazan, Kurban biter, arkasından bir başka bayram gelir. Biz delegemiz bizi layık gördüğü makamdan uzaklaştırmadıkça ya da görev süremiz dolup da bir başkasını oraya layık görmedikçe, delegemizin 'otur' dediği yerde otururuz ve bizi onlardan başka kimse kaldıramaz."